Kapalı kapılar ardında neler konuşuluyor, hangi konularda anlaşmalar yapılıyor, çoğunluğumuz bunu bilmiyor. Hatta belki de tamamımız. Ancak tahmin edebiliyoruz, ancak fikir yürütebiliyoruz.
Kuzey Irak ve PKK konusunda da yaşadıklarımız böyle birşey, tam olarak neler yaşanıyor kapalı kapılar ardında, bilmiyoruz, ancak gördüğümüz olaylar bizleri hep meraklandırıyor.
Son dönemlerdeki gelişmeleri izlediğimizde zaten meraklanmamak elde değil. Önce biraz geriden başlayalım:
Ekim ayında meclisten alınan ve askerin sınır ötesine operasyon yapmasına izin veren tezkere'nin ardından kamuoyu baskısı daha da artmıştı hükümetin üzerinde. (zaten artan baskılar ile alınmadı mı bu tezkere?) Hükümetin elinde yetki olmasına rağmen sınır ötesine bir askeri operasyon gerçekleşmiyordu.
Bunun üzerine Kasım başındaki Bush - Erdoğan görüşmesi bekleniyor dendi.
Aynı sıralarda Mesut Barzani'nin açıklaması geldi, "kedi bile vermem!" Türk hükümeti, elinin altında bulunan tezkere ile tehdit etmeye çalışırken, Barzani de Kürt topraklarına saldırıya izin vermeyeceğini açıklıyordu.
Ancak Erdoğan - Bush görüşmesinin ardından rüzgar değişmeye başladı.
İstihbarat değişimden bahsedilmeye başlandı, Barzani daha yuvarlak ifadeler kullandı ve sivillere zarar vermecek bir operasyona karşı çıkmayacağını ortaya koydu ve Silahlı Kuvvetler sınır ötesine bir operasyon dahi gerçekleştirdi sonunda.
Peki bu noktaya gelinirken, kapalı kapılar ardında neler konuşuldu, hangi sözler verildi, hangi anlaşmalar yapıldı? Mesut Barzani'nin söylemindeki değişikliğin nedeni neydi? Gerçekten söylenen istihbaratın sağlanması nasıl gerçekleşecekti?
Gerçekten de konuşulmaya başlanan "kapsamlı bir plan" var mıydı? Varsa ayrıntıları nelerdi ve kimlere neler vermekteydi?
Radikal gazetesinden Murat Yetkin buradaki yazısında bu konu hakkında şunları söylüyordu:5 Kasım'da Bush'un "PKK ortak düşmanımız" diye Irak'taki Amerikan askeri gücüne açık talimatı bundan sonra geldi. Buradan, henüz içeriği Türk Meclisi'ne de, kamuoyuna da açık olmayan 'kapsamlı planın' ABD yönetimi (ve zincirleme olarak Irak Kürt yönetimi) nezdindeki değiştirici etkisinden söz etmek mümkün. Başbakan'ın son demeçlerinde, çelişki olduğu izlenimi uyandıran bazı ifadeleri acaba bu 'kapsamlı planın' parçası, oradan haberler veren işaretler olarak okumak mümkün mü? Nedir Başbakan'ın dilinin altındaki?
Başbakan'ın dilinin altındakini bilmiyoruz tabi, ama ABD - Türkiye görüşmesinin ardından birşeylerin değiştiği kesin olarak ortada...
Bu görüşmenin ardından konuşulmaya başlanan bir diğer konu ise "istihbarat paylaşımı". İstihbarat paylaşımı ne ölçüde gerçekleşecek ve neleri kapsayacak bilmiyoruz, İter Türkmen ise buradaki yazısıyla bize bir bilgi veriyor:İSTİHBARAT servislerinin zaman zaman hükümetlerin siyasi amaçlarına hizmet eder nitelikte raporlar hazırladıkları kimsenin meçhulü değildir. Bu alanda CIA, özellikle sabıkalı sayılır.
Ayrıca yine Murat Yetkin buradaki yazısında "CIA'in Öcalan'ın yakalanması konusunda Türkiye'ye verdiği destekte, MİT'in Lockerbie'nin Libyalı bombacılarının yerinin saptanması konusunda CIA'e verdiği desteğin" karşılıklı güven sağladığını söylüyor.
İstihbaratın doğruluğuna dair şüpheler ile birlikte şu soruyu da sorabiliyoruz: verilen istihbaratın karşılığı olarak bir şey olacak mı Türkiye tarafından?
Yine kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu bilmiyoruz, bir görüşmenin ardından gazetecilere verilen demeçlerin değişmesi, medyaya yansıyan haberlerin değişmesi merak uyandırıcı... Neler olacağını ancak bekleyerek görebileceğiz.
Etiketler: istihbarat, kuzey ırak, tezkere
Yorumları görmek veya eklemek için mause'u bu yazının üzerine getirin!!!
Comment Form under post in blogger/blogspot