3 Şubat 2007 Cumartesi

Kaynar Kazan [2]

Henüz yorum yapılmamış. - Görüşünüzü belirtin!

Terör örgütü söz konusu olunca öne çıkan, örgütün ihtiyaçlarının giderilmesi konusu oluyor. Malum, bir örgüt, terör eylemi yapabilmek için patlayıcıyı nereden edinecek, silahları nereden bulacak? Başbakanın "ellerinde Amerikan silahları olan teröröistler yakalanıyor " açıklaması bu açıdan önem taşıyor.

Yine de ABD'nin PKK'ya direk silah ve cephane temin ettiğini söyleyemeyiz fakat, Kuzey Irak'taki yerel güçlere destek sağladığı bilinmektedir, PKK'nın bölgedeki güçlerle "derin" ilişkileide bu açıdan ortaya çıkıyor. ( Yine de ABD'nin desteklediği yerel güçlerin kimlerle dirsek teması halinde olduğunu bildiği varsayabiliriz, aksi bir durum, Amerikan istihbaratının büyük bir zaafı olur. )

Kuzey Irak dağlarında kamp kurmuş olan PKK nın yiyecek, giyecek ve diğer ihtiyaçlarını da nasıl karşıladığı muamma konusudur. Bu konuda Osman Pamukoğlu "Unutulanlar Dışında Yeni Birşey Yok" adlı kitabında, Bölgede görev yaptığı dönemde bazı subayların, Kuzey Irak tarafında gece uçuş yapan helikopterler gördüklerini, bunlarında terör örgütüne muhtemelen ihtiyaç malzemesi sağladığını iddia ettiklerini söylüyor. Ardından da Türk helikopterlerinin o dönemde gece uçuşu yapamadığını yazıyor. Üstelik dönem, yine ABD'nin PKK alehinde bizimle beraber mücadele ettiği bir dönem.

Kerkük

Bağımsız Kürdistan için mücadele veren PKK kadar bölgenin bir diğer önemli unsuru da Kerkük.

Kerkük, ilk bakışta petrol gelirleri sayesinde dünyanın en zengin kentleri arasında sayılır. yıllık geliri 18 milyar dolar civarındadır. Ancak bu gelirlerin büyük kısmı Irak Petrol Bakanlığına gitmektedir. Bölgeye gidip izlenimlerini aktaran gazeteci Ümran Safter, tüm bu zenginliğe rağmen kentin hiçbir altyapısının olmadığını, elde edilen paraların şehre yatırım olarak dönmediğini aktarmakta.

Ekonomik anlamda değeri böylesine ( bir ülkenin bağımsızlığını sağlayacak kadar ) yüksek olan bir şehir üzerine rekabete girişilmesi ise hiçte sıradışı değil. Şehirde başlıca üç etnik unsur yeralmakta. Ancak bu unsurların büyüklüğü konusunda güvenilir bilgiler mevcut değil. Kerkük'te 1957 yılında yapılan son güvenilir nüfus sayımına göre kentin nüfusunun %40'ını Türkmenler, %35'ini Kürtler, %24'ünü Araplar, ve %1'ini Hristiyanlar oluşturmaktaydı.(1) Ancak uzunca bir süredir sürdürülen şehrin demografik yapısını değiştirme harekatları sonucunda bu tablo büyük ölçüde değişti.

Kerkük'te bugün yaşananlar, aslında işgal ve sonrasında gerçekleşen "demokratik" Irak seçimlerinin bir devamı niteliği taşımakta.

Irak'ta gerçekleşecek seçimlerden önceki 1,5 yıllık süre içerisinde Amerikalıların gözleri önünde Şehre kürt göçmenler yerleştiriliyordu.(2) ( 30 Ocak 2005 seçim tarihi) Celal Talabani, seçim öncesi Kurd-SAT TV'de şunları söylüyordu; "Devlet yönetim yasasının 58'inci maddesinin uygulanması, Kerkük'ün eski statüsüne kavuşturulması, göçzedelerin Kerkük'e dönüşünün sağlanması ve bölgeye sonradan yerleşen Arapların geldikleri yerlere geri gönderilmesinin uygulanması konularında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Irak Parlamento Başkanı, ABD ve İngiliz büyükelçilerinin imzalarının bulunduğu yazılı bir belge üzerinde anlaştık."(3) 180 bin kişi, şehir dışından getirilerek Kerkük'te oy kullanacaktı.(3)

Zorlu geçen seçimler sonrasında herşey açığa çıkıyordu. Kuzey Irak bölgesinde seçimlere katılan Türkmeneli Partisi ile Irak Türkmen Cephesi tepkilerini rapor haline getirip seçimleri yöneten Yüksek Seçim Kuruluna bildirdiler. Raprda Şunlar yer almaktaydı(4);
---Süleymaniye ve Erbil'de yaşayan Kürtler seçim günü, sırf Kerkük nüfusunun büyük çoğunluğunun Kürt olduğunu göstermek için Kerkük'e (Rahimawa'ya) getirildiler. Hakları yokken, özellikle Rahimawa'da en az beş kere oy kullandırıldılar.
---Yaşı 18'i bulmamış çocuklara ve ölmüş insanların adlarını kullananlara oy verdirdiler.

---Ulusal Muhafız dedikleri 2000 Kürt'e ikişer sandıkta oy kullandırdılar.

---Sandıkları kaçırıp bir yerlere götürdüler. Ertesi sabah geri getirdiler. Ama o sırada sandığı ne yaptıklarını söylemediler.

---Erbil'deki Türkmenlerin oylarına kurşun kalemle işaret koydular. Uluslararası gözlemciler yokken o oyları değiştirme yolunu açtılar.

---Tuz Khurmatu'ya bağlı Meftul köylerindeki Sünni Araplar hiç oy kullanmadığı halde tuttular bu köylerden Kürdistan İttifakı'na 130 oy verildiğini açıkladılar.

---Türkmenlerin oy sandıklarına oy pusulasını eksik koydular.

---Türkmenlerin çoğunlukta olduğu yörelerde oylamadan bir gün önce seçmene ilan etmeden sandıkların yerlerini değiştirdiler.

---İyadhiya ve Muhallebiyye bölgesinde 30 bin kadar Türkmen oy kullanamadı; çünkü nerede oy kullanacaklarına dair bilgileri yoktu.

---Mansuriye'de 3000 Türkmen'in oy kullanmasını engellemekle kalmadılar, oy sandıklarını da çalıp götürdüler.

---Rahimawa'da ‘Kürtlerin Kürtlerden başkasına oy vermesi yasak' propagandası yaptılar.

---Oy verme yerlerine bazı Kürt dernekleri baskın düzenlediler.

---Sözde seçim günü tüm yolları kapatmışlardı. Oysa Erbil ve Süleymaniye ile Kerkük arasındaki yol, Kürt seçmenleri taşımak için açık bırakıldı. O sayede Kerkük'e binlerce Kürt geldi ve aynı akşam evlerine döndü.


(1): Mynet 02/02/2007
(2):Tufan Türenç, Hürriyet, 21/02/2005
(3):Hürriyet, 21/01/2005
(4):Oktay Ekşi, Hürriyet, 13/02/2005

Benzer Yazılar



Eklentiyi Hazırlayan: Hoctro | Jack Book


:Bu yazıyı eposta ile arkadaşınıza gönder!

 

Yorumları görmek veya eklemek için mause'u bu yazının üzerine getirin!!!