İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı, getirdiği diğer pek çok özelliğin yanında, yoksulların da hatırlanmasını sağlayan, farklı bir aydır. Normal zamanda, belki hepimizin bildiği, gördüğü yoksulluk manzaraları bu ayda, gören gözler için farklı anlamlara bürünüyor. Bu küçük hikaye de, çoğumuza hem yakın, hem de uzak olan bir hayatın tasviri.
Kızılay’ın aşevinden yemek alıyor küçük kızın annesi, diğer pek çok yoksul gibi. Bir kap sıcak yemeği sevinçle evine doğru taşıyor küçük kız, elindekinin değerini bilerek. Evlerinde bir de küçük kedi var, kaderi onlarınkine benzeyen. Dört yaşındaki kız, yemeğini onunla onunla paylaşmaktan çekinmiyor, zira kendisi, annesi ile sokaklarda karton toplarken bulduğu “fişne reçeli”nden yemiş, o kadar aç değil. “tadı da güzeldi” diyor “fişne” reçeli için.
Dört çocuk anne ve baba Van’dan gelmişler Ankara’ya birkaçyıl önce. Baba, bir süre sonra ortalıktan kaybolmuş, çaresiz anne üç çocuğunu, esirgeme kurumuna bırakırken, en küçüğünü yanında tutmuş. Şimdi, zor şartlarda yaşamaya çalışıyorlar.
Kaptaki yemeğn bir kısmını yedikten sonra artık gitme vakti. Annesi ile beraber, sokak sokak dolaşarak karton toplamaya çalışacak, hayat kimileri için çok erken zorlaşıyor.
Evet, hayat kimileri için erkenden zorlaşmaya başlıyor, henüz dört yaşında, fakat neşeli bir oyunu geçin, sıcak bir yemeğe çoğu zaman hasret. Biz ise, sanki onlar Ramazan’dan Ramazan’a ortaya çıkıyorlarmış gibi, bu kutsal ay bittikten sonra sanırım unutacağız, varlıkları da yokluklarından farksız olacak.
Devamını Oku>>
Etiketler:
etiketsiz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)